IREM | READS

Blogger tarafından desteklenmektedir.


Aslında kitap okumayı seven insanlar için yaz tatili, kış tatili, bayram tatili falan yoktur. Kitap okumak için tatil ya da boş zaman beklemez, kitap için zaman yaratır onlar. Bu yazı onlara sadece öneri niteliğinde olacak.
Bu yazıyı asıl bana sürekli "Kitap okumaya zamanım yok. Tatilde kitap okumak istiyorum ama ne okusam bilmiyorum. Hazır zamanım varken kendim için güzel bir şey yapıp bu tatilimi okuyarak değerlendirmek istiyorum. Bana kitap önerir misin?" diyenler için yazıyorum. 
Eğer kitap okuma alışkanlığınız yoksa bile okuduktan sonra size okumayı sevdirecek, zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız ve okuyana bir şeyler katacak birkaç kitap önerisinde bulunmaya çalışıyor olacağım.

                                       

"Kırılgan yaşamlarımızın her anında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir."

Eee bir kitap listesi hazırlayıp listeye Paulo Coelho kitabı koymasam olmazdı. Bilirsiniz, kendileri en sevdiğim yazardır. Her kitabı birer altın değerindedir benim gözümde. Her okuyuşumda yazarla birlikte bilgelik arayışına çıkar yeni yerler keşfeder yeni insanlarla tanışırım. Bu kitabı önermemin sebebi benim yazarın okuduğum ilk kitabı olmasıdır. Çünkü eğer beni böylesine bağladıysa ve neredeyse tüm kitaplarını okuduysam sizi de yazarla tanıştırmak için güzel bir tercih olabileceğini düşündüm. 
Kitabımızın ana karakteri Veronika hayatında her şey yolunda gibi gözüken genç bir kadındır. Fakat hayatı boyunca hep bir şeylerin eksikliğini hissetmiştir. Hayatında kötü bir şeyler olduğundan değil ama içindeki eksiklikten dolayı intihar etmeye karar verir. Ardında bir intihar mektubu bırakarak intihar etmeyi dener fakat bu intihar girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Ve sonrasında Veronika gözlerini akıl hastanesinde açar. Üstelik doktoru ona çok kısa bir ömrü kaldığını söyler. Kalan zamanınında oradaki insanları tanımaya çalışır ve sonrasında olaylar gelişir. 
Çoğunuz belki ilk Simyacı'yı okumuştur ya da okumayı düşünüyordur fakat bu kitap bence yazarı anlamak için güzel bir başlangıç olacaktır.

                                          

"Evet, 'Şimdilerde herkes mutlu.' Çocuklara beş yaşında öğretiyoruz bunu. Ama başka bir şekilde mutlu olmak istemez miydin, Lenina? Başkaları gibi değil, kendi istediğin gibi."

Her şeyden sıkılıp kendi kendine kaldığında güzel bir bilim kurgu kitabından iyisi yoktur! Bilim kurgu diyince benim aklıma ilk gelen kitaplardan biri de Cesur Yeni Dünya. Distopya sevenlerin çoktan okumuş olacağını düşündüğüm bir kitap. George Orwell'in 1984'ü ile sürekli olarak kıyaslansa da bence 1984'e göre çok daha okuması ve anlaması kolay, çok daha sürükleyici ve etkileyici bir kitap. -Her ne kadar okurların büyük çoğunluğu benle aynı fikirde olmasa da.-  
Anne baba ve aile kavramlarının olmadığı, insanların anne karnında değil şişelenerek embriyo sürecini tamamladığı bir dünya düşünün. Çocuklar uykudayken eğitiliyor. Duygusal bağ, sevgili olmak, evlenmek yok. İnsanlar daha doğmadan Alfa, Beta, Gama, Delta sınıflarına ayrılıyorlar.  Her sınıf olması gerektiği gibi koşullandırılıyor ve herkes olması gerektiği gibi davranıyor. "Vahşi bölgeden" birinin cesur yeni dünyaya gelmesiyle gelişen olayları aktarıyor kitap. Nispeten iyimser bir yaklaşımla eski yaşam ve cesur yeni dünyayı birbirine sorgulatan kitap daha önce distopya okumayanlar için en doğru tercih bana göre.

                                          

"...gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. Daha başlamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu. Nadiren de olsa bazen kazanırsın."

Son kitabın okuyan herkesin gönlünde taht kurduğuna eminim. Yazar Bülbülü Öldürmek kitabında o kadar yalın bir dille o kadar güçlü bir mesaj vermiş ki! Bana kalırsa herkesin okuması gereken bir kitap. Gerçek olaylardan esinlenilerek yazılmış olması zaten başlı başına insanı etkilemeye yetiyor. 
Kitapta 1960'lı yılların Amerikası'nda bir kasabadaki beyaz ve siyahi insanların nasıl farklı muamele gördüğünü ve ırkçılığı anlatıyor. Hikayeyi ise 6-7 yaşlarında küçük bir kız olan Scout'un gözünden anlatıyor. Hal böyle olunca size korkunç görünen şeylerin bile çocuk gözünden nasıl masumca anlatıldığını da görmüş oluyorsunuz. "İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır." sözüyle kitaba ismini veren avukat Atticus çocuklarına vermek istediği dersler ile birlikte hepimize insanlık dersleri veriyor sanki. İnsanları ırklarına göre değil de iyi ya da kötü olmasına göre ayırmayı öğütlüyor kitap. Vicdanınızı sorgulatacak harika bir hikaye, mutlaka okuyun. Özellikle kendini başka din, dil, ırk, renkteki insanlardan üstün gören varsa bu kitaptan sonra fikirlerinin büyük ölçüde değişeceğine eminim.

Bu tatil süresince sürekli böyle öneriler yapmaya çalışacağım. Bu yazıdan sonra siz de eğer bu kitaplardan birini okumaya karar verip okursanız çok çok çok mutlu edersiniz beni. Önerebileceğiniz ya da önermemi istediğini başka kitaplar varsa da yorum yazabilirsiniz. Umarım bu yazı serisi sonunda kitap okumayı sevmeye başlayan insanlar kazanırız! 
Size son zamanlarda dinlediğim şarkı listemi bırakıp şimdilik kaçıyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşçakalın!

Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum

"Yalnız içinde bulunduğun anı yaşamaya çalış.
Eskiyi anımsamak, bizden daha yaşlılara özgüdür.

Sayfa Sayısı: 212
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları

Kitap Özeti

Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.

Kitaptan Alıntılar

"Aşk her zaman yenidir. Yaşamımızda bir kez, iki kez, on kez sevmiş olmamızın önemi yok kendimizi her zaman bir bilinmezle karşı karşıya buluruz.Aşk bizi cennete de, cehenneme de götürebilir, ama her zaman bir yere götürür.Onu kabullenmemiz gerekir, çünkü varlığımızı besleyen odur.Ondan kaçarsak, gözümüzün önünde meyve dolu dallarıyla duran o ağaca baka baka, elimizi uzatıp istediğimiz meyveyi koparmaya cesaret edemeden açlıktan ölürüz.Nerede olursa olsun, aşkı arayıp bulmamız gerekir, bu bizi saatlerce, günlerce, haftalarca süren düş kırıklarına, üzüntülere mal olsa da.Çünkü biz aşkın peşine düştüğümüz anda, o da bizi karşılamaya çıkacaktır.

Ve bizi kurtaracaktır."
"...yaşamakta olduğumuz şu günlerin anısı, romantik aşk, olasılık, düş, bütün bunlar yaşamımız boyunca aklımızdan çıkmayacak. Ama sanıyorum ki Tanrı sonsuz bilgeliğiyle cehennemi cennetin içine sakladı.Hep uyanık kalmamız için yaptı bunu. Bağışlanmanın sevincini yaşarken, önümüze dağ gibi dikilen zorunlulukları unutmamamız için."
"Acı gelecekse, hemen gelsin, dileğinde bulundum. Çünkü yaşamım önümde duruyordu ve onu elimden geldiğince en iyi şekilde kullanmam gerekiyordu. Bir seçim yapacaksa, bunu hemen yapmalıydı. Bu seçime göre onu bekleyecektim. Ya da unutacaktım. Beklemek insana acı verir. Unutmak acı verir.Ama ne karar vereceğini bilememek, acıların en büyüğüdür."
"Sevmek tehlikelidir.
Biliyorum bunu. Daha önce birini sevdim. Sevmek, uyuşturucu almak gibidir. Başlangıçta kendini iyi hissedersin,bütünüyle verirsin. Ertesi gün daha fazlasını istersin. Henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliği sürdürebileceğini sanırsın. Sevdiğin kişiyi iki dakika düşünür, sonraki üç saat boyunca unutursun.



Ama, yavaş yavaş varlığına alışır, ona bütünüyle bağımlı hale gelirsin. Böylece, onu üç saat düşünüp iki dakika unutmaya başlarsın. Yakınında değilse, bağımlıların uyuşturucu bulamadıkları zaman hissettikleri şeyi hissedersin. Uyuşturucu bağımlılarının, gerek duydukları şeyi bulamadıkları zaman hırsızlık yaptıkları, kendilerini aşağıladıkları gibi, aşk için her şeyi yapmaya sen de hazırsındır."
"Neden yapmıştım bunu?
Bir açıklama bulamıyordum. Belki kendime başka yollar bulmakta gösterdiğim tembellik yüzünden. Belki başkalarının hakkımda düşüneceği şeylerden korktuğumdan. Ya da başkalarından farklı olabilmek için insanın çok büyük acılara katlanması gerektiğinden. Ya da belki, insanoğlu bir önceki kuşağın ayak izlerini izlemeye yazgılı olduğundan, ta ki belirli sayıda insan başka türlü davranmaya başlayıncaya kadar. İşte o zaman dünya değişiyor, bizler de onunla birlikte değişiyorduk."

Kitap Yorumu

Bu kitap benim en sevdiğim yazar olan Paulo Coelho'nun en sevdiğim kitabı. Kitabın ismini ilk duyduğum anda oldukça dikkatimi çekmeyi başarmıştı zaten. Böyle güzel bir kitap adı olabilir mi? 
"Piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım."
Kitabın dili her zamanki gibi oldukça anlaşılır ve yalın. Anlatmak istediği mesajı en güzel ve en yalın biçimde anlatan yazarlardan biri olduğunu düşünüyorum Paulo Coelho'nun. Yazdığı tüm kitaplarda anlatmak istediği şeyi öyle güzel geçiriyor ki karşıya. Çoğu şeyde popüler olandan kaçmaya çalışan biri olarak söylemek istiyorum ki kitaplarda bu durum pek söz konusu değil. Yani film seçerken daha az bilinen daha naif filmler seçip izlemek isterim, daha az bilinen şarkılar keşfetmek, daha sakin yerlere gitmek isterim. Kısacası henüz tüketilmemiş şeyleri seviyorum çoğu şeyde. Fakat edebiyatta bu durum farklı. Çoğu zaman bir yazar eğer çok satıyorsa karşıya vermek istediği mesajı verebildiği içindir. Bu yüzden de popüler olandan kaçma isteği doğmuyor içimde. 
Paulo Coelho da günümüzün en popüler yazarlarından biri. Her yazdığı kitap çok satanlarda oluyor ve çok okunuyor tüm kitapları. Öyle olmakta da haklı. Çünkü gerçekten onun kitaplarını okurken bambaşka bir yolculuğa çıkıyorum. Çoğu zaman baş karakterlerin kendini arayışına şahit olurken ben de onlarla birlikte içime doğru bir yolculuğa çıkıyorum. 
Fakat bence Coelho'nun en büyük meziyeti çoğu zaman baş karakteri kadın seçip onu bu kadar güzel canlandırabilmesi. Erkek yazarların çoğunun sahip olmadığı bir beceri bu.
Bu kitapta da aynı şekilde baş karakterimiz bir kadın. Bu kitap aslında Veronika Ölmek İstiyor ve Şeytan ve Genç Kadın ile birlikte bir üçleme. Bu üç kitabı da okudum ve üçü de birbirinden farklı keyif verdi okurken. Fakat en sevdiğim kitabı bu oldu yazarın. 
Kitapta tüm Coelho kitaplarında olduğu gibi İsa'dan ve tanrıdan oldukça fazla bahsediliyor. Aslında bu kitap zaten bi anlamda "tanrının kadın yüzünü" anlatıyor. 
Size tanrının kadın  yüzünü gösteren ve hayatınızı yeniden anlamlandırmanızı sağlayan bir adama nasıl karşı koyabilirsiniz? Ya da o adamın sizinle olmasını nasıl sağlayabilirsiniz?
Kafanızda soru işaretleri bir solukta okuyacaksınız kitabı. Ve okuduğunuzda soru işaretlerinden eser kalmamış olacak. 
Kısacası bu tarz kitapları seviyorsanız bayılacaksınız!


Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Merhabalarr, yine bir ayı daha, bir yazı daha geride bırakıyoruz. Bana sorarsanız ben bu durumdan gayet mutluyum. Çünkü okuluma, şehrime, arkadaşlarıma kavuşuyorum. Bir de daha önce anlattığım üzere pek eğlenceli bir yaz geçirdiğim söylenemez. Yine de izlemek isteyip izleyemediğim filmleri izledim, bol bol kitap okuyup dizi izledim. Yani eğlenceli olmasa da verimli bir yaz oldu benim açımdan.
Ağustos ayı favorilerim tarzında paylaşımları daha çok Youtube'da görüyorum. Youtuber olmadığım için ve daha doğrusu merakım olmasına rağmen videoda bir şeyler anlatma yeteneğim olmadığı için bloga uyarlasam nasıl olur dedim. Ki gördüm ki güzellik bloggerları bunu zaten çokça yapmaktaymış
Neyse, gelelim bu ay ki favorilerime.

Telefon Uygulamaları
Evde çok zaman geçirince tabi ilk sırata bunu koymam şaşırtıcı olmamıştır. Aslında çok yararlı bulduğum birkaç uygulama var. Ama onları başka bir yazıda detaylıca anlatmak istiyorum. Şimdi sadece bu ay en çok kullandığım uygulamalardan bahsedeyim.

1-Spotify

Aslında çoğunuzun bildiği bir uygulama Spotify. Ben bu senenin başından beri falan kullanıyorum. Müzik dinlemek için güzel bir program. Fakat amacınız yeni müzikler, yeni tarzlar keşfetmekse tam aradığınız uygulama. Her tarzda, günün her saatine göre, ruh halinize göre, spor temponuza göre yani her duruma uygun bir liste bulabilirsiniz. 
Spotify profilim için tık.

2- Goodreads

Konu ben olunca en sevdiğim telefon uygulamalarına Goodreads'ı eklemesem olmazdı. Bu uygulamanın web sürümü de mevcut. Uygulamaya girip ne okuduğunuzu, kaçıncı sayfada olduğunuzu, hangi kitaplara sahip olduğunuzu paylaşabilir kitaplar hakkında yapılan yorumları okuyabilir reading challengelara katılabilir ya da kendiniz için bir challenge oluşturabilirsiniz. Aynı zamanda kitaplardaki favori alıntılarınızı da uygulama üzerinden işaretleyebilirsiniz. Ben bu uygulamanın çok çok yararlı bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye ederim. Mutlaka deneyin.
Goodreads profilim için tık.

Müzik
Tabii olmazsa olmazımız müzik. Ben genelde her tarz müzik dinleyen biriyim. Bu yüzden biraz karışık olucak liste. İşte bu ay en çok dinlediğim şarkılar.

1-Hayley Kiyoko - Girls Like Girls
2-Coldplay - Midnight (john Hopkins Remix)
3-The xx - Intro
4-Metric - Twist
5-Lana Del Rey - High by The Beach

Kitap

Bu ay okuyup en beğendiğim kitap Portobello Cadısı oldu. Sadece Paulo Coelho yazdığı için bile favorim olabilirdi tabii. Ama yine beklentiyi karşılayan müt-hiş bir kitaptı. Yazısı yakında blogda.

Film

Bu ay uzuuuun zamandır izlemek istediğim bir film olan The Hunger Games Mockingjay'i izledim. Ve serinin diğer filmlerinde olduğu gibi çok beğendim. Katniss zaten en beğendiğim kadın karakterlerden. Film hakkında çok konuşmama gerek yok sanırım. Detaylı blog yazmayı düşünüyorum seri tamamlanınca. Ancak aşağıda paylaştığım sahneye bayılmıştım. Onu söylemeden edemiyeceğim
*

*
Dizi

Bu yaz en sevdiğim dizi Hannibal oldu. Hatta şimdiye kadarki en sevdiğim 5 diziden biri oldu diyebilirim. Dizinin psikoloji, kriminoloji ve polisiye ile iç içe olması yetmezmiş gibi bir de Hugh Dancy gibi bir faktör var. Diziyi çok sevdim, asla sıkmıyor. Zaten 2 sezonu aralıksız izledim. 3 sezon çok o tadı vermese de yine de güzel. Kaldırılacağı konusu etrafta konuşulup duruyor. Umarım kaldırılmaz. Mutlaka izleyin.
Dipnot:Midesi hassas olanlara önermem.

Eveet benim Ağustos ayı favorilerim bunlardı. Sizinkileri de yoruma yazabilirsiniz. Ayrıca blogda daha fazla böyle yazı görmek isterseniz ya da nasıl yazılar görmek isterseniz yoruma yazabilir ya da bana ulaşabilirsiniz.
Son olarak Eylül'e merhaba demek için klasik bir şarkıyı da paylaşıp gidiyorum.



Eylül hepimiz için muhteşem olur umarım.


Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

KİTABI SATIN AL

... yaşadığım sokak, sokak lambaları, şu an içinde bulunduğum ev, salondaki mobilyalar, bir gün hepsi ortadan kaybolacak... tıpkı bedenim gibi. Ama bir şey var ki kâinatın ruhunda iz bırakacak: sevgim. Linda ayrıcalıklı bir yaşama sahip olduğunun bilincinde. Yine de her sabah yeni bir güne açtığı gözlerini hemen kapayası geliyor. Arkadaşları ilaç kullanmasını öneriyor. Oysa Linda'nın istediği hissizleşmek değil, yaşadığını hissetmek...

Çünkü yaşamak sevmektir. Paulo Coelho Aldatmak'ta diğer kitaplarından farklı olarak kışkırtıcı, tene dokunan ve tutku dolu bir hikâyeyle çıkıyor okurun karşısına. Her şeyin mümkünmüş gibi sunulduğu bir dünyada, imkânsız aşkın izini sürüyor. Ruhun kuytularında kaybolmaya çekinmeden... Ne de olsa bazen kim olduğumuzu bulmamız için kendimizi kaybetmemiz gerekir.
(Tanıtım Bülteninden)


Dünya edebiyatının usta kalemlerinden biri olan Paulo Coelho Aldatmak romanı ile yine çok çarpıcı bir hikayeye imza atıyor.

Türk okurlar Paulo Coelho’yu Simyacı romanı ile tanırlar. Bir çok kitaba imza atan ünlü yazarın en çarpıcı romanı diyebiliriz. Felsefi sorguları kullanarak kitaplarını farklı klan Paulo Coelho Aldatmak romanında bu kez farklı bir konuya el adıyor. İnsanların tutkularına…

Kitapta Linda adındaki karakterin 30lu yaşlardan sonra arzularını ve tutkularını yeniden keşfetmesi ile yaşadıkları anlatılıyor Linda 31 yaşında mükemmel bir kocası, mükemmel çocukları, mükemmel bir eşi ve mükemmel bir hayatı olan bir kadındır. Bir kadının hayatta isteyeceği her şeye sahiptir. Bir gün karşısına eski sevgilisi çıkar ve o günden sonra Linda’nın hayatı tamamen değişir. Hayatının aslında ne kadar monoton ve sıradan olduğunu keşfediyor ve içinde gizli kalmış arzularını dışa vurmaya hazırlanıyor. Bunu yaparken de etik olmayan her şeyi deneme hazır. Yeter ki yeniden keşfettiği kendisini ve arzularını tatmin edebilsin.

Aldatmak kitabı tam bir Paulo Coelho kitabı diyebiliriz. Kitapta yine felsefe var, yine okurlarına kişisel gelişim ipuçları sunuyor ve yine okurların kendilerinden bir parça bulmasını sağlıyor.

***

Hemen her gün insanların ne kadar samimiyetsizleştiğini, ve bitmek bilmez sitemlerine tanıklık ederiz. Hiçbir şeyden memnun olmama, hayal kırıklığı, öfke ve üzüntüyle harmanlaşan duyguların günden güne arttığı artık kaçınılmazdır. Bunun nedeni hayatlarımızın otomatikleştiği mi yoksa beklentilerimizin tam olarak karşılanmaması mı? Ya da hayattan ne istediğimizi bilememek mi? Dünya edebiyatının en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho da bugüne kadar yayınladığı kitaplarından farklı bir çizgiye sahip “Aldatmak”ta bu konuya değiniyor. Modern şehir kadını Linda’nın kendini bulma yolculuğunu felsefik bir yaklaşımla ustaca anlatıyor yazar. 

Linda 31 yaşında, dünyanın yaşaması en rahat metropollerinden Cenevre’de yaşayan iki çocuk annesi bir kadındır. Kendisine sırılsıklam aşık ve İsviçre’nin Bilan dergisi tarafından en zengin üç yüz kişisi arasında yer alan bir kocası var. Dünyanın en güvenli ülkesinde en iyi gazetelerden birinde gazetecidir. Bu yılın başına kadar çok az kişinin sahip olduğu kusursuz bir hayatı olduğunu düşünür ve hiçbir şeyi sorgulamaz. Yaşantısını olduğu gibi yaşamaya devam eder. Ta ki o röportajı yapana kadar. Bir yazar sohbet sırasında şöyle der: “Mutlu olmak hiç ilgimi çekmiyor. Aşk ve tutkuyla yaşamayı yeğlerim ki bu tehlikelidir çünkü karşımıza neler çıkacağını bilmeyiz.” Ertesi gün hayatından hiçbir risk olmadığını fark eder ve günlük rutin işlerini yaparken “Yani her şey bundan mı ibaret?” diye düşünür. Bundan sonra içini müthiş bir yoksunluk duygusu kaplar. Her gün mutsuz uyanmaya başlar. Fakat bir gün 16 yaşında iken aşık olduğu sevgilisi siyasetçi Jacob König ile karşılaşır. Jacob, kendisinden bir yaş küçük ve evlidir. Gazete için röportaj yapacaklardır. Fakat birden Linda röportaj sonrası Jacop’a yakınlaşır ve bu onu çok tahrik eder. Tekdüze giden hayatında yeni bir başlangıç yaptığını ve bu olağandışı olayın kuytularda kaybolan ruhunu tekrar geri getireceğini düşünür. Jacob da bu hamleye karşılık verir ve gizli gizli buluşmaya başlarlar. Bu dönemden sonra Linda, içinde gizli kalmış ne kadar arzu, istek, duygu varsa açığa çıkarır. Bu durum ona farklı duyguları katsa da “eşini aldatma” olgusu onu çok rahatsız eder. Jacob’a aşık olduğunu hatta onsuz yapamayacağını düşünür. İlerleyen günlerde Jacob’un karısını defalarca aldattığını öğrenir. Bu durum onu rahatsız eder. Ona sadece sıradan kaçamak yaptığı bir kadın olmadığını anlatacaktır. O sıralarda yoga dersi almaktadır. Yoga hocasının söylediği bir şey Linda’yı çok etkiler. “Işıktan bir zırhın bedenimizi sardığını hayal et. Her günümüzü bu zırhın bizleri tehlikelerden koruyacağına güvenerek geçirmeliyiz, böylece varoluşun iki yönlülüğüne bağlı kalmaktan kurtulacağız. Üzerinde sevincin ve acının değil, yalnızca derin bir huzurun bulunduğu orta yolu aramalıyız.” Linda ise bunu başaramadığını, zırhın görüntüsü zihninde binlerce parçaya ayrıldığını ve yerini Jacob’un karşısına çıkan, istisnasız her güzel kadından hoşlandığına dair duyduğu kesinliğe bıraktığını fark eder. Bu arada Marienne’den nefret etmeye başlar. Aklınca ondan intikam almak ister. Küçük bir servet ödeyerek kokain alır ve çalıştığı iş yerine bırakıp polise ihbar etmeyi amaçlar. Artık büyük bir açmazın içindedir. Jacob König, kâbuslarında, odasında ve yatağındadır. Zihninden çıkaramaz. Bu arada Kübalı bir şamanla bir dizi röportaj yapar. Çok beğenilir. Şaman Lİnda’ya “Ruhunun içinde aydınlık, karanlıktan fazla. Ama bunun işe yaraması için senin sonuna kadar gitmen gerekiyor.” der. Bu sözler Linda’yı çok etkiler fakat yine de Jacob’la buluşmaya devam eder. 

Bir gün seçimlerden sonra bir kutlamada König çiftiyle karşılaşırlar. Madam König Linda ve eşine akşam yemeği teklif eder. Hotel des Armutes’in restoranını seçerler. Yemekte Marienne kıskançlık konusunu açar. Jacob ve Linda gerilir. Aralarındaki ilişkiden Marienne’in şüphelendiğini düşünürler. Marienne, kocasının evlilik dışı maceralarından haberi olduğunu ve bunu umursamadığını söyler. Yattığı kadınları küçümsemektedir. Linda dayanamaz, kocanla ilişkiye girseydim bu fark etmezdin, çünkü aptal değilim, der. Bu konuşmayla aldatılan eşler şüphelenmeye başlarlar. Ertesi gün Jacob, her şeyi mahvettiğini ve karısının artık doğruyu bildiğini söyleyen bir mesaj atar. Linda çok üzülür. Jacob sayesinde yitirdiği mutluğu geri kazandığını, yalnızlık çukurundan uzaklaştığını ama yemekten sonra bugünlerin ebediyen geride kaldığını düşünür. Fakat, yine de Jacob’un ofisine gitmekten geri kalmaz ve son kez beraber olurlar. Linda, kalbi paramparça da olsa ilişkiye son verme kararı alır. Çünkü ona elini uzatan tek kişi kocasıdır. Şüphelense de kocasının sevgisi şüphesine üstün gelmiştir. Kocasına karşı dürüst olmaya karar verir. Artık Jacob sayfası bitmiştir. Kocasıyla bir tatile çıkarlar. Tatilde eşinin teklifiyle paraşütle atlama deneyimi yaşar. Bu deneyim ona çok iyi gelir. Meseleleri artık çözdüğüne karar verir. 

Şöyle düşünür: Zaman insanı olduğundan farklı birine dönüştürmez. İnsanı olduğundan farklı birine dönüştüren tek şey sevgidir. Gökyüzündeyken hayata, kainata duyduğu sevginin her şeyden daha güçlü olduğunu fark eder.

Bu kitap aslında sadece Cenevre’de yaşayan Linda’nın sorunu anlatmıyor, günümüz kadınlarının da açmaza düştüğü problemleri de usta bir dille yansıtıyor. Linda sonunda sevginin gücünü keşfediyor ve kendini bulmayı başarıyor. Dileğim tüm dünya kadınlarının başına… 

Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Older Posts

S O S Y A L M E D Y A

 Facebook Twitter Instagram Goodreads Pinterest

KİTAP

FİLM

DİZİ

BLOG

TARİF

DIY

NE OKUYORUM?


INSTAGRAM

Bumerang - Yazarkafe

Ziyaretçi Sayısı

Sayaç

Popüler Yazılar

  • Dan Brown - Başlangıç Kitap Yorumu
                                                                                                    Herkese yeniden merhaba! Bugün uzu...
  • Her (Aşk) | Film Yorumu
    "Even if you get home late and I'm already asleep, just whisper in my ear one little thought you had today, 'cause I love ...
  • The Theory of Everything Film Yorumu
                    Uzuun zaman sonra bir film yorumu ile karşınızdayım. Güzel bir film izlemek için bakınırken uzun zamandır izlemek isted...
  • Üniversite hayatı, yurtta kalmak, yurt için alınması gerekenler
    Ailenizden uzak bir şehirde okuyorsanız üniversitenin özellikle ilk yılı size çok zor gelecektir. Çünkü ilk defa kendi ayaklarınızın üzerin...
  • K-drama nedir? - K-drama önerilerim
    Uzun zamandır bir K-drama yazısı yazmak istiyordum. Bugün hazır blog yazmaya üşenmemişken ve yeni diziye başlamışken yazmaya karar ve...
  • İnsan Ne İle Yaşar - Tolstoy | Kitap Yorumu
                                        Konusu Anna Karenina, Savaş ve Barış ve Diriliş gibi büyük eserlerin yazarı, ünlü düşünür Lev N...
  • İzlediğim en güzel, en naif aşk filmleri
    Merhabalaar! Bugün çok sevdiğim naif ve güzel aşk filmlerinden oluşan bir film öneri yazısı yazıyorum size. İlk film tabii ki en sev...
  • Kitap okumaya zaman bul-a-mamak
    Arkadaşlarımdan ve çevremdeki insanlardan en sık duyduğum sorular "Nasıl bu kadar kitap okuyorsun?" "Kitap okumaya nasıl...
  • Fault In Our Stars - Aynı Yıldızın Altında
    Aynı Yıldızın Altında John Green Onüç yaşında, IV. derecede tiroid kanseri konan Hazel, ondört yaşında tıbbi bir mucize ile ciğerlerin...
  • Veganizm - Neden Vegan olmalıyım?
    “ Veganlık hayvanlar alemine dair sömürü ve zulmün tüm biçimlerini dışlamanın ve yaşamı gözetmenin yoludur. Et, balık, kümes hayvanı, y...

Tüm hakları saklıdır @2017 by Irem Karakayis Gooyaabi Templates