Tatil için kitap önerileri -1-

Aslında kitap okumayı seven insanlar için yaz tatili, kış tatili, bayram tatili falan yoktur. Kitap okumak için tatil ya da boş zaman beklemez, kitap için zaman yaratır onlar. Bu yazı onlara sadece öneri niteliğinde olacak.
Bu yazıyı asıl bana sürekli "Kitap okumaya zamanım yok. Tatilde kitap okumak istiyorum ama ne okusam bilmiyorum. Hazır zamanım varken kendim için güzel bir şey yapıp bu tatilimi okuyarak değerlendirmek istiyorum. Bana kitap önerir misin?" diyenler için yazıyorum. 
Eğer kitap okuma alışkanlığınız yoksa bile okuduktan sonra size okumayı sevdirecek, zamanın nasıl geçtiğini anlamayacağınız ve okuyana bir şeyler katacak birkaç kitap önerisinde bulunmaya çalışıyor olacağım.

                                       

"Kırılgan yaşamlarımızın her anında başımıza gelebilecek beklenmedik olayları düşünecek olursak, her yeni gün bir mucizedir."

Eee bir kitap listesi hazırlayıp listeye Paulo Coelho kitabı koymasam olmazdı. Bilirsiniz, kendileri en sevdiğim yazardır. Her kitabı birer altın değerindedir benim gözümde. Her okuyuşumda yazarla birlikte bilgelik arayışına çıkar yeni yerler keşfeder yeni insanlarla tanışırım. Bu kitabı önermemin sebebi benim yazarın okuduğum ilk kitabı olmasıdır. Çünkü eğer beni böylesine bağladıysa ve neredeyse tüm kitaplarını okuduysam sizi de yazarla tanıştırmak için güzel bir tercih olabileceğini düşündüm. 
Kitabımızın ana karakteri Veronika hayatında her şey yolunda gibi gözüken genç bir kadındır. Fakat hayatı boyunca hep bir şeylerin eksikliğini hissetmiştir. Hayatında kötü bir şeyler olduğundan değil ama içindeki eksiklikten dolayı intihar etmeye karar verir. Ardında bir intihar mektubu bırakarak intihar etmeyi dener fakat bu intihar girişimi başarısızlıkla sonuçlanır. Ve sonrasında Veronika gözlerini akıl hastanesinde açar. Üstelik doktoru ona çok kısa bir ömrü kaldığını söyler. Kalan zamanınında oradaki insanları tanımaya çalışır ve sonrasında olaylar gelişir. 
Çoğunuz belki ilk Simyacı'yı okumuştur ya da okumayı düşünüyordur fakat bu kitap bence yazarı anlamak için güzel bir başlangıç olacaktır.

                                          

"Evet, 'Şimdilerde herkes mutlu.' Çocuklara beş yaşında öğretiyoruz bunu. Ama başka bir şekilde mutlu olmak istemez miydin, Lenina? Başkaları gibi değil, kendi istediğin gibi."

Her şeyden sıkılıp kendi kendine kaldığında güzel bir bilim kurgu kitabından iyisi yoktur! Bilim kurgu diyince benim aklıma ilk gelen kitaplardan biri de Cesur Yeni Dünya. Distopya sevenlerin çoktan okumuş olacağını düşündüğüm bir kitap. George Orwell'in 1984'ü ile sürekli olarak kıyaslansa da bence 1984'e göre çok daha okuması ve anlaması kolay, çok daha sürükleyici ve etkileyici bir kitap. -Her ne kadar okurların büyük çoğunluğu benle aynı fikirde olmasa da.-  
Anne baba ve aile kavramlarının olmadığı, insanların anne karnında değil şişelenerek embriyo sürecini tamamladığı bir dünya düşünün. Çocuklar uykudayken eğitiliyor. Duygusal bağ, sevgili olmak, evlenmek yok. İnsanlar daha doğmadan Alfa, Beta, Gama, Delta sınıflarına ayrılıyorlar.  Her sınıf olması gerektiği gibi koşullandırılıyor ve herkes olması gerektiği gibi davranıyor. "Vahşi bölgeden" birinin cesur yeni dünyaya gelmesiyle gelişen olayları aktarıyor kitap. Nispeten iyimser bir yaklaşımla eski yaşam ve cesur yeni dünyayı birbirine sorgulatan kitap daha önce distopya okumayanlar için en doğru tercih bana göre.

                                          

"...gerçek cesaretin ne olduğunu görmeni istiyordum, gerçek cesaretin eli tüfekli bir adamla ilgisi olmadığını. Daha başlamadan yenildiğini bile bile başlamak ve her ne pahasına olursa olsun sonuna kadar devam etmek olduğunu. Nadiren de olsa bazen kazanırsın."

Son kitabın okuyan herkesin gönlünde taht kurduğuna eminim. Yazar Bülbülü Öldürmek kitabında o kadar yalın bir dille o kadar güçlü bir mesaj vermiş ki! Bana kalırsa herkesin okuması gereken bir kitap. Gerçek olaylardan esinlenilerek yazılmış olması zaten başlı başına insanı etkilemeye yetiyor. 
Kitapta 1960'lı yılların Amerikası'nda bir kasabadaki beyaz ve siyahi insanların nasıl farklı muamele gördüğünü ve ırkçılığı anlatıyor. Hikayeyi ise 6-7 yaşlarında küçük bir kız olan Scout'un gözünden anlatıyor. Hal böyle olunca size korkunç görünen şeylerin bile çocuk gözünden nasıl masumca anlatıldığını da görmüş oluyorsunuz. "İstediğin kadar saksağanı vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır." sözüyle kitaba ismini veren avukat Atticus çocuklarına vermek istediği dersler ile birlikte hepimize insanlık dersleri veriyor sanki. İnsanları ırklarına göre değil de iyi ya da kötü olmasına göre ayırmayı öğütlüyor kitap. Vicdanınızı sorgulatacak harika bir hikaye, mutlaka okuyun. Özellikle kendini başka din, dil, ırk, renkteki insanlardan üstün gören varsa bu kitaptan sonra fikirlerinin büyük ölçüde değişeceğine eminim.

Bu tatil süresince sürekli böyle öneriler yapmaya çalışacağım. Bu yazıdan sonra siz de eğer bu kitaplardan birini okumaya karar verip okursanız çok çok çok mutlu edersiniz beni. Önerebileceğiniz ya da önermemi istediğini başka kitaplar varsa da yorum yazabilirsiniz. Umarım bu yazı serisi sonunda kitap okumayı sevmeye başlayan insanlar kazanırız! 
Size son zamanlarda dinlediğim şarkı listemi bırakıp şimdilik kaçıyorum. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, hoşçakalın!

Beğenebileceğiniz Diğer Yazılar

1 yorum

Yorumlarınız benim için çok değerli, şimdiden teşekkürler!