Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım - Paulo Coelho


"Yalnız içinde bulunduğun anı yaşamaya çalış.
Eskiyi anımsamak, bizden daha yaşlılara özgüdür.

Sayfa Sayısı: 212
Baskı Yılı: 2015
Dili: Türkçe
Yayınevi: Can Yayınları

Kitap Özeti

Günümüzün en çok okunan yazarlarından biri olan Paulo Coelho, bu romanında Tanrı'nın kadın yüzünü keşfediyor. Mucizevi bir güce sahip, kendini dine adamış bir erkek ve onun aşkını isteyen, bu aşkı Tanrı'yla bile paylaşmaya yanaşmayan bir kadın: Pilar. Güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın olan Pilar, çocukluk yıllarında yakın arkadaş olduğu bir erkekle on bir yıl sonra karşılaşır, onun büyüsüne yeniden kapılır. Oysa genç adam onun duygularını paylaşsa da karar verememekte, arzularını özgür bırakamamaktadır. Birlikte çıktıkları bir yolculuk, Pilar'ın yüreğini değişik deneyimlere açar. Yaptıkları bu uzun yolculuk boyunca, kendi yazgılarının ardına düşen çift, bir çözüm bulabilecek midir? Piedra Irmağının Kıyısında Oturdum Ağladım, çok farklı bir tutkuyu anlatıyor.

Kitaptan Alıntılar

"Aşk her zaman yenidir. Yaşamımızda bir kez, iki kez, on kez sevmiş olmamızın önemi yok kendimizi her zaman bir bilinmezle karşı karşıya buluruz.Aşk bizi cennete de, cehenneme de götürebilir, ama her zaman bir yere götürür.Onu kabullenmemiz gerekir, çünkü varlığımızı besleyen odur.Ondan kaçarsak, gözümüzün önünde meyve dolu dallarıyla duran o ağaca baka baka, elimizi uzatıp istediğimiz meyveyi koparmaya cesaret edemeden açlıktan ölürüz.Nerede olursa olsun, aşkı arayıp bulmamız gerekir, bu bizi saatlerce, günlerce, haftalarca süren düş kırıklarına, üzüntülere mal olsa da.Çünkü biz aşkın peşine düştüğümüz anda, o da bizi karşılamaya çıkacaktır.

Ve bizi kurtaracaktır."
"...yaşamakta olduğumuz şu günlerin anısı, romantik aşk, olasılık, düş, bütün bunlar yaşamımız boyunca aklımızdan çıkmayacak. Ama sanıyorum ki Tanrı sonsuz bilgeliğiyle cehennemi cennetin içine sakladı.Hep uyanık kalmamız için yaptı bunu. Bağışlanmanın sevincini yaşarken, önümüze dağ gibi dikilen zorunlulukları unutmamamız için."
"Acı gelecekse, hemen gelsin, dileğinde bulundum. Çünkü yaşamım önümde duruyordu ve onu elimden geldiğince en iyi şekilde kullanmam gerekiyordu. Bir seçim yapacaksa, bunu hemen yapmalıydı. Bu seçime göre onu bekleyecektim. Ya da unutacaktım. Beklemek insana acı verir. Unutmak acı verir.Ama ne karar vereceğini bilememek, acıların en büyüğüdür."
"Sevmek tehlikelidir.
Biliyorum bunu. Daha önce birini sevdim. Sevmek, uyuşturucu almak gibidir. Başlangıçta kendini iyi hissedersin,bütünüyle verirsin. Ertesi gün daha fazlasını istersin. Henüz zehirlenmemiş, o duygudan hoşlanmışsındır ve onun üzerindeki egemenliği sürdürebileceğini sanırsın. Sevdiğin kişiyi iki dakika düşünür, sonraki üç saat boyunca unutursun.



Ama, yavaş yavaş varlığına alışır, ona bütünüyle bağımlı hale gelirsin. Böylece, onu üç saat düşünüp iki dakika unutmaya başlarsın. Yakınında değilse, bağımlıların uyuşturucu bulamadıkları zaman hissettikleri şeyi hissedersin. Uyuşturucu bağımlılarının, gerek duydukları şeyi bulamadıkları zaman hırsızlık yaptıkları, kendilerini aşağıladıkları gibi, aşk için her şeyi yapmaya sen de hazırsındır."
"Neden yapmıştım bunu?
Bir açıklama bulamıyordum. Belki kendime başka yollar bulmakta gösterdiğim tembellik yüzünden. Belki başkalarının hakkımda düşüneceği şeylerden korktuğumdan. Ya da başkalarından farklı olabilmek için insanın çok büyük acılara katlanması gerektiğinden. Ya da belki, insanoğlu bir önceki kuşağın ayak izlerini izlemeye yazgılı olduğundan, ta ki belirli sayıda insan başka türlü davranmaya başlayıncaya kadar. İşte o zaman dünya değişiyor, bizler de onunla birlikte değişiyorduk."

Kitap Yorumu

Bu kitap benim en sevdiğim yazar olan Paulo Coelho'nun en sevdiğim kitabı. Kitabın ismini ilk duyduğum anda oldukça dikkatimi çekmeyi başarmıştı zaten. Böyle güzel bir kitap adı olabilir mi? 
"Piedra ırmağının kıyısında oturdum ağladım."
Kitabın dili her zamanki gibi oldukça anlaşılır ve yalın. Anlatmak istediği mesajı en güzel ve en yalın biçimde anlatan yazarlardan biri olduğunu düşünüyorum Paulo Coelho'nun. Yazdığı tüm kitaplarda anlatmak istediği şeyi öyle güzel geçiriyor ki karşıya. Çoğu şeyde popüler olandan kaçmaya çalışan biri olarak söylemek istiyorum ki kitaplarda bu durum pek söz konusu değil. Yani film seçerken daha az bilinen daha naif filmler seçip izlemek isterim, daha az bilinen şarkılar keşfetmek, daha sakin yerlere gitmek isterim. Kısacası henüz tüketilmemiş şeyleri seviyorum çoğu şeyde. Fakat edebiyatta bu durum farklı. Çoğu zaman bir yazar eğer çok satıyorsa karşıya vermek istediği mesajı verebildiği içindir. Bu yüzden de popüler olandan kaçma isteği doğmuyor içimde. 
Paulo Coelho da günümüzün en popüler yazarlarından biri. Her yazdığı kitap çok satanlarda oluyor ve çok okunuyor tüm kitapları. Öyle olmakta da haklı. Çünkü gerçekten onun kitaplarını okurken bambaşka bir yolculuğa çıkıyorum. Çoğu zaman baş karakterlerin kendini arayışına şahit olurken ben de onlarla birlikte içime doğru bir yolculuğa çıkıyorum. 
Fakat bence Coelho'nun en büyük meziyeti çoğu zaman baş karakteri kadın seçip onu bu kadar güzel canlandırabilmesi. Erkek yazarların çoğunun sahip olmadığı bir beceri bu.
Bu kitapta da aynı şekilde baş karakterimiz bir kadın. Bu kitap aslında Veronika Ölmek İstiyor ve Şeytan ve Genç Kadın ile birlikte bir üçleme. Bu üç kitabı da okudum ve üçü de birbirinden farklı keyif verdi okurken. Fakat en sevdiğim kitabı bu oldu yazarın. 
Kitapta tüm Coelho kitaplarında olduğu gibi İsa'dan ve tanrıdan oldukça fazla bahsediliyor. Aslında bu kitap zaten bi anlamda "tanrının kadın yüzünü" anlatıyor. 
Size tanrının kadın  yüzünü gösteren ve hayatınızı yeniden anlamlandırmanızı sağlayan bir adama nasıl karşı koyabilirsiniz? Ya da o adamın sizinle olmasını nasıl sağlayabilirsiniz?
Kafanızda soru işaretleri bir solukta okuyacaksınız kitabı. Ve okuduğunuzda soru işaretlerinden eser kalmamış olacak. 
Kısacası bu tarz kitapları seviyorsanız bayılacaksınız!


Beğenebileceğiniz Diğer Yazılar

0 yorum

Yorumlarınız benim için çok değerli, şimdiden teşekkürler!