IREM | READS

Blogger tarafından desteklenmektedir.


                      
                               

İnsanlarla ilk tanıştığımızda, onlara kendimizden bahsederken yalnızca iyi yanlarımızdan, sevdiğimiz şeylerden bahsetmek ne kadar doğru? Onlara en sevdiğimiz filmi anlatırız, ıslak çimlere basmaktan ne kadar keyif aldığımızı, hangi şarkıyı dinlerken huzur bulduğumuzu, hangi kitaptaki en sevdiğimiz karakterin tüm cümlelerini ezbere bildiğimizi anlatırız. Ya da onlara ne kadar kibar olduğumuzu, ne kadar dürüst ne kadar güvenilir olduğumuzu anlatırız. Ama onlara hiç hatalarımızdan, yaralarımızdan bahsetmeyiz başta. Nelere tahammül edemediğimizi, nelerin güvenimizi sarstığını, neyin yara verdiğini anlatmayız. Çünkü bu meseleler yeni tanıştığın birine anlatılacak şeyler değildir.

Düşündüm de, insanlarla tanışıp onlara kendimizi tanıtırken kendimizi bi nevi pazarlıyoruz. Yani diyoruz ki ben bunu seviyorum ben şunu seviyorum. ben şöyle iyi ve böyle harikayım. Henüz hiç ben güvenilmez biriyim diyen ya da ben bir korkağım diyen birini görmedim. Belki birkaç kötü özellikten bahsedildiğinde de bunları göz ardı ediyoruz. Zaman ilerledikçe başta bahsedilmeyen ya da göz ardı edilen her şey birer problem olup büyüyor. 

Aslında sorun bence kendimizi sadece iyi yönlerimizle insanlara sevdirmeye çalışmamız. Olduğumuz gibi kabullenilmek mi istiyoruz? Birinin bizi değiştirebileceğini görmek mi? Yoksa sadece olmamızı istedikleri gibi mi? 

İşin sonunda ne olursa olsun bildiğim bir şey var. Sizi sevecek insanlar, ya da seven insanlar kendinizi pazarladığınız iyi yönleriniz için sevmiyor. Belki tek bir olaya verdiğiniz tepki, belki yanınızda huzur bulmaları, belki de onları anlamanız yetiyor. Bu yüzden insanlarla tanışırken iyi yönlerinizi değil her şeyinizle kendinizi göstermekten korkmayın. Bırakın sizi seven insan olduğunuz gibi sevsin. Kendinizken ve mutluyken her şey daha kolay çünkü.

Bu sıralar en çok dinlediğim şarkıyı sizlerle paylaşıp şimdilik gidiyorum.


Share
Tweet
Pin
Share
4 yorum

Henüz 20 yaşında olduğumu söylemeye dilim alışmamışken geçtiğimiz günlerde 21 yaşına girdim. Bana sorsanız hala kitaplardaki karakterlerin gerçek olduğuna inanan, bir gün Hogwards'a kabul edileceğini sanan gözü açılmamış bir kız çocuğuyum derim hâlâ orası ayrı.
21 yılda ne öğrendim bilemem de, ben son üç yılda çok şey öğrendim. Son üç yıl derken üniversite hayatımdan bahsediyorum. Üniversitenin kendisinden ya da derslerden öğrendiklerim değil bunlar. İnsanlardan ve hayattan öğrendiklerim. 18 yaşında hiç bilmediğim bir şehre ailemden ayrı yaşamaya gelirken pek gözükaraydım. Her şeye göğüs gererim, yeter ki artık kendi ayaklarım üzerinde durayım diyordum. Yıllarca hayali ile büyümüştüm öğrenci hayatının ve işte şimdi kavuştum diyordum. Nitekim herkes gibi ben de ailemden ayrıldıktan bikaç hafta sonra gördüm anyayı konyayı. Hele de benim gibi dış dünyadaki zorluklara kapı kapayıp köşenizde kitaplardaki hayatları yaşadıysanız yandınız!
Neler yaşadım neler bu üç yılda. Ne dostluklar edindim ne arkadaşlar kaybettim. Hatalar yaptım, dersler aldım. Farklı işlerde çalıştım, kendi kendime para da kazandım. Bu üç yıl bana neler öğretmedi ki! Bazen üzüldüm, bazen sevindim. Hiç tanımadığım insanlarla aynı odayı paylaştım, aynı yemekten yedik, birbirimizin derdine, sevincine ortak olduk. Yeri geldi tartıştık, sorunlar yaşadık. Her zaman ya da herkesle sonu tatlıya bağlanmadı belki ama hep güzel derslerle devam ettik yolumuza.
Bu yirmi bir yılda öğrendiklerimi anımsayıp gülüyorum. Biliyorum, bundan yalnızca bikaç sene sonra "bundan üç yıl önce ben gözü açılmamış bir kız çocuğuydum" diyeceğim. 
Yolun neresindeyim bilmem. Ama yolun her zaman dümdüz olmadığını biliyorum. Bu yol engebeli ve birçok dönüş var. Hangisinden dönersem o yolun başında olacağım. 
Share
Tweet
Pin
Share
1 yorum

Herkese yeniden merhabalar! Esasında 2016 hepimizi oldukça üzen olaylarla dolu bir yıl oldu. Büyük kayıplar yaşadık, ülkece çok zor günlerden geçtik, masum canlarımızı yitirdik. Bu yüzden bir anlamda bu yıl bir an önce bitsin istediğim bir yıl oldu. Gelecek yılda umarım refah ve huzur dolu, masum insanların ölmediği güzel günler geçiririz. Bunu yürekten istiyorum inanın. 
Gelelim bu yılki favorilerime.

 1-Kitap 

2016 benim açımdan kitap açısından oldukça verimli bir yıl oldu diyebilirim. Fakat yılın ilk yarısında GoodReads hedefimin ilerisinde giderken ve oldukça verimli bir şekilde kitap okurken yılın ikinci yarısının okul ve iş bir arada yürütmeye çalıştığım için fazla verimli olduğunu söyleyemeyeceğim. 

                             

Bu yıl harika kitaplar okudum, uzun zamandır okumak istediğim yazarları okudum. Bu kitaplar içindeyse en sevdiğim kitap Uçurtma Avcısı oldu. Kitabın konusu, yazarın anlatımı, olay örgüsü, konuların işleniş şekli, her şeyiyle harika bir kitaptı benim için. Yazarın okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen beni bütün kitaplarını hemen okumaya ikna edecek kadar harika bir kitaptı. Daha sonra okuyup anladığım üzere zaten yazar tüm kitaplarında harika anlatımını sürdürmüş ve hep böyle hayattan konular seçip onları muhteşem işlemiş. Khaled Hosseini'nin tüm kitaplarını okumanızı şiddetle öneriyorum.
Uçurtma Avcısı Kitap Yorumu yazım için TIK TIK!
Ölü Zaman Gezginleri, Lola ve Komşu Çocuk, Freud'un Kız Kardeşi, Hannibal ve Olağanüstü bir gece bu yıl okuduğum güzel kitaplardan birkaçıydı. Bu yıl okuduğum kitaplara ve değerlendirmelerime göz atmak için GoodReads profilime bekliyorum.

2-Film

                  


Bu yıl sinemaya oldukça fazla vakit ayırdığım bir yıl oldu. Bir sürü güzel film izledim. Fakat hiç kuşkusuz içlerinden en çok geçtiğimiz günlerde izlediğim Allied yani Müttefik filmi oldu. Filmin konusu, oyuncu seçimi, ilerleyişi, her şeyi öyle güzeldi ki film hiç bitmesin istedim. Marion Cotillard'ın baş rolde olması zatan çok büyük artıydı benim için. Kendilerinin oyunculuğuna ve güzelliğine hayran biri olarak onu izlemek yine oldukça keyifliydi benim açımdan.

İzlediğim bir diğer güzel film ise bir önceki favoriler yazımda da bahsettiğim Doctor Strange'di. Uzun uzun tekrar anlatmaya gerek yok. Yine izlemeyi çok sevdiğim iki oyuncu ve güzel bir hikaye. Bu filmler dışında Arrival, Inferno, Trolls ve tabii ki Türk filmi Dağ II de sevdiğim filmlerdendi. Özellikle Dağ II'yi çooook beğendim. İzlemeyen varsa mutlaka tavsiye ediyorum.

3-Dizi

                      

Yılın sonuna kadar dizi izlemeye fırsat bulamasam da yılın son iki üç ayında bu durumu telafi ettiğimi düşünüyorum. Özellikle bu ay sürekli Kore dizisi izledim diyebilirim. Ama bu dizilerin içinde öyle bir dizi vardı ki, şu zamana kadar içinde en çok kendimi bulduğum dizi oldu. Bunun sebebi sanırım benim de öğrenim gördüğüm şehirde öğrenci yurdunda kalmam. Age of Youth,  kız öğrenci yurdunda geçiyor. Birbirinden farklı karakterlerde kızların aynı evi paylaştığında olanları anlatıyor. O kadar güzeldi ki bu dizi. Tam anlamı ile hayatın içinden bir diziydi. Okula ilk geldiğim zamanları tekrar tekrar yaşadım izlerken. Özellikle yurtta kalanların çok seveceğini düşündüğüm bir dizi.
Another Miss Oh, Doctors, One More Happy Ending bu yıl sevdiğim diğer kore dizileriydi. Kore dışından ise bu yıl da SATC izlemeye tabii ki devam ettim bir de sevdiğim Doctor Who ve Sherlock gibi dizilerin yılbaşı özel bölümlerini izlemeyi düşünüyorum. Onun dışında çok fazla Kore dışı dizi izlemedim açıkçası bu yıl.

4- Telefon Uygulaması

                 

Telefon uygulaması olarak Pinterest ve MEGA uygulamalarını oldukça sık kullandım. Eğer yaratıcı fikirler almak istiyorsanız, ilham almak istiyorsanız, DIY projeleri geliştirmek istiyorsanız Pinteresti mutlaka mutlaka etkin olarak kullanmanızı öneririm. Google'dan bakmak ile arasında o kadar fark var ki.
MEGA ise size depolama alanı veren bir uygulama. Tabii ben bu uygulamayı en çok dizi indirirken kullanıyorum. Bir çok sitede, özellikle Kore dizisi indirdiğimiz sitelerde mutlaka MEGA ile indirme seçeneği bulunuyor. MEGA ile indirmek o kadar kolaylaştırıyor ki işinizi, bu uygulama dizi çok izleyenlerin işini oldukça kolaylaştıracaktır. Ayrıca ücretsiz olarak verdiği 50 GB depolama alanı ise oldukça kullanışlı.

5- Müzik

Bu defa ayrı ayrı şarkıları buradan paylaşmak yerine bu yıl en çok dinlediğim farklı müzik tarzlarına ait Spotify listelerini paylaşıyorum.

Your Favorite Coffeehouse
88 Keys
Relax & Unwind
Deep House Relax
Deep Dark Indie Folk
Move On & Don't Look Back
The PMS Playlist
The Writer's Playlist
Monday Motivation

Bu yıl ülkece çok zor günler geçirdik, bu yüzden bu yılın bitmesini çok istiyorum. Umarım huzur ve refah içinde yaşayacağımız çok güzel günler olur 2017'de.
Hepinize mutlu ve sağlıklı yıllar diliyorum!



Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Arkadaşlarımdan ve çevremdeki insanlardan en sık duyduğum sorular "Nasıl bu kadar kitap okuyorsun?" "Kitap okumaya nasıl başladın?" "Nasıl kitap okumaya zaman ayırıyorsun?" olmuştur.
Esasında kitap okumaya zaman bulmak değil de kitap okumak için zaman yaratmak ile alakalı durum. Yani siz eğer ben tüm gün gezeyim, okula gideyim, işe gideyim akşam da vakit kalırsa kitap okurum diyorsanız sıkıntı tam da orada. "Bugün evde kalıp yeni kitabımı okumak istiyorum." diyebildiğiniz zaman zaten kitap okumaya zaman ayırmış oluyorsunuz. Yani düşünce sistemi ve öncelikler ile alakalı biraz da bu. Bir de zaman bulamıyorum diyenlerin büyük çoğunluğu saatlerce Instagram'da hesaplara bakmaya, Youtube'da video izlemeye ya da snap atmaya zaman bulduğu için ben zaman olmaması gibi bir duruma inanmıyorum. Ki bu dediklerimi zaman zaman ben de yapıyorum. Hatta bazen bir ayda belki bir kitap bitiriyorum sadece ama sosyal medyayla ilgilenmeyi asla bırakmıyorum.

Bir diğer soru olan bu kadar kitabı nasıl okuduğum sorusuna da şöyle cevap verebilirim; o kadar çok kitap okumuyorum. Örneğin, bir diziye başlıyorsunuz ilginizi çekiyor ve bir gecede bir sezon bitiriyorsunuz hatta belki bir haftada altı yedi sezon dizi izliyorsunuz. İşte sevdiğiniz ve sizi sürükleyen bir kitabı okuduğunuzda da onu elinizden asla düşürmüyorsunuz ve kısa sürede bitmiş oluyor. Bir de her alışverişinizde kitapçılara, sahaflara uğradığınızı, fuarlara her sene gittiğinizi düşünürsek elinizde ilginizi çeken bir sürü kitap oluyor. Ve bu sayede "çok kitap okumuş" oluyorsunuz.
Kitap okumaya, yani Türkiye'deki ortalama yaşıtlarıma göre daha fazla kitap okumaya ise belli bir zaman aralığında başlamadım aslında. Sadece çocukluktan beri her kötü olaydan, her üzüntüden, herr kayıptan sonra kendimi kitap okuyarak tedavi ettim, başka dünyalara kapılarak sorunlarımı unuttum ve birçok şey ile başa çıktım. Bu yüzden her zaman sorunlardan kaçış ya da sığınak olarak kitap okumayı gördüğüm için belli bir yaşta değil, bana iyi geldiklerini anladığım an başladım "çok kitap okumaya"
Sizden sosyal medyada ne kadar zaman geçirdiğinizi kabaca bir hesaplamanızı istiyorum. 
Hala kitap okumaya ayıracak vaktiniz yok mu?
Share
Tweet
Pin
Share
2 yorum

Merhabalarr, yine bir ayı daha, bir yazı daha geride bırakıyoruz. Bana sorarsanız ben bu durumdan gayet mutluyum. Çünkü okuluma, şehrime, arkadaşlarıma kavuşuyorum. Bir de daha önce anlattığım üzere pek eğlenceli bir yaz geçirdiğim söylenemez. Yine de izlemek isteyip izleyemediğim filmleri izledim, bol bol kitap okuyup dizi izledim. Yani eğlenceli olmasa da verimli bir yaz oldu benim açımdan.
Ağustos ayı favorilerim tarzında paylaşımları daha çok Youtube'da görüyorum. Youtuber olmadığım için ve daha doğrusu merakım olmasına rağmen videoda bir şeyler anlatma yeteneğim olmadığı için bloga uyarlasam nasıl olur dedim. Ki gördüm ki güzellik bloggerları bunu zaten çokça yapmaktaymış
Neyse, gelelim bu ay ki favorilerime.

Telefon Uygulamaları
Evde çok zaman geçirince tabi ilk sırata bunu koymam şaşırtıcı olmamıştır. Aslında çok yararlı bulduğum birkaç uygulama var. Ama onları başka bir yazıda detaylıca anlatmak istiyorum. Şimdi sadece bu ay en çok kullandığım uygulamalardan bahsedeyim.

1-Spotify

Aslında çoğunuzun bildiği bir uygulama Spotify. Ben bu senenin başından beri falan kullanıyorum. Müzik dinlemek için güzel bir program. Fakat amacınız yeni müzikler, yeni tarzlar keşfetmekse tam aradığınız uygulama. Her tarzda, günün her saatine göre, ruh halinize göre, spor temponuza göre yani her duruma uygun bir liste bulabilirsiniz. 
Spotify profilim için tık.

2- Goodreads

Konu ben olunca en sevdiğim telefon uygulamalarına Goodreads'ı eklemesem olmazdı. Bu uygulamanın web sürümü de mevcut. Uygulamaya girip ne okuduğunuzu, kaçıncı sayfada olduğunuzu, hangi kitaplara sahip olduğunuzu paylaşabilir kitaplar hakkında yapılan yorumları okuyabilir reading challengelara katılabilir ya da kendiniz için bir challenge oluşturabilirsiniz. Aynı zamanda kitaplardaki favori alıntılarınızı da uygulama üzerinden işaretleyebilirsiniz. Ben bu uygulamanın çok çok yararlı bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Kesinlikle tavsiye ederim. Mutlaka deneyin.
Goodreads profilim için tık.

Müzik
Tabii olmazsa olmazımız müzik. Ben genelde her tarz müzik dinleyen biriyim. Bu yüzden biraz karışık olucak liste. İşte bu ay en çok dinlediğim şarkılar.

1-Hayley Kiyoko - Girls Like Girls
2-Coldplay - Midnight (john Hopkins Remix)
3-The xx - Intro
4-Metric - Twist
5-Lana Del Rey - High by The Beach

Kitap

Bu ay okuyup en beğendiğim kitap Portobello Cadısı oldu. Sadece Paulo Coelho yazdığı için bile favorim olabilirdi tabii. Ama yine beklentiyi karşılayan müt-hiş bir kitaptı. Yazısı yakında blogda.

Film

Bu ay uzuuuun zamandır izlemek istediğim bir film olan The Hunger Games Mockingjay'i izledim. Ve serinin diğer filmlerinde olduğu gibi çok beğendim. Katniss zaten en beğendiğim kadın karakterlerden. Film hakkında çok konuşmama gerek yok sanırım. Detaylı blog yazmayı düşünüyorum seri tamamlanınca. Ancak aşağıda paylaştığım sahneye bayılmıştım. Onu söylemeden edemiyeceğim
*

*
Dizi

Bu yaz en sevdiğim dizi Hannibal oldu. Hatta şimdiye kadarki en sevdiğim 5 diziden biri oldu diyebilirim. Dizinin psikoloji, kriminoloji ve polisiye ile iç içe olması yetmezmiş gibi bir de Hugh Dancy gibi bir faktör var. Diziyi çok sevdim, asla sıkmıyor. Zaten 2 sezonu aralıksız izledim. 3 sezon çok o tadı vermese de yine de güzel. Kaldırılacağı konusu etrafta konuşulup duruyor. Umarım kaldırılmaz. Mutlaka izleyin.
Dipnot:Midesi hassas olanlara önermem.

Eveet benim Ağustos ayı favorilerim bunlardı. Sizinkileri de yoruma yazabilirsiniz. Ayrıca blogda daha fazla böyle yazı görmek isterseniz ya da nasıl yazılar görmek isterseniz yoruma yazabilir ya da bana ulaşabilirsiniz.
Son olarak Eylül'e merhaba demek için klasik bir şarkıyı da paylaşıp gidiyorum.



Eylül hepimiz için muhteşem olur umarım.


Share
Tweet
Pin
Share
No yorum

Merhabalaaar, ben geldiiim. Yine bir blog yazısı ile karşınızdayım.
 Anlatacak o kadaar çok şeyim var ki nereden başlasam bilemiyorum.
Öncelikle yaz tatilimi anlatmak istiyorum. Benim için bu yaz pek tatil kıvamında olmadı açıkçası. Sebebi babamın tayininin çıkması oldu. Babamın bir süredir görev yaptığı yerde görev süresi dolunca sahil kenarı bir yerlere yerleşme hayalleriyle tayin dilekçesine Antalya İzmir yazıp son tercihe de boş kalmasın diye Bolu yazdık ve Bolu'ya tayinimiz çıktı. Biz tabii ailece büyük bir şok geçirdik. Ben Adana'da aldım bu haberi. İlk önce inanamadım ama zamanla alıştırmaya çalıştım kendimi bu fikre. Birkaç gün sonra babam Adana'ya benim eğitim durumum için tayin yapmak istediğini söyledi. E bu benim için daha kötü olurdu açıkçası çünkü ben kendi ayaklarım üstünde durma -birazcık da özgür olma- olayını çok sevmiştim. Neyse ki o fikirden hemencik vazgeçtiler. Neyse, ben Temmuz'a kadar Adana'daydım sonrasında döndüm ailemin yanına. Bayramdı babaanne dede ziyaretiydi derken Bolu'ya geldik ev tuttuk sonra biz kardeşimle İstanbul'a gidip annemlerin eşyaları getirmesini bekledik. Yani sonuç olarak taşındık.
Bayağı uzun ayrıntılı bir konu çok fazla boğmak istemiyorum sizi.



 Taşınmak dışında bu yaz neler yaptım? Bu yaz daha doğrusu bu ay daha çok tarih kitapları okudum. Bunlar daha çok Türkiye ve Türk ırkının tarihi üzerineydi. Yine aynı konularda programlar, belgeseller izledim. Nedeni kendimi bu konuda yetersiz görüşümdü. Sonuçta mensubu olduğum, savunduğum ırkın geçmişini bilmemenin ayıp olduğunu düşünüyorum.
 Ayrıca sonunda A Gentlemens Dignity'î bitirip The Heirs'e başladım -cidden sonunda yani!- Dizi şu an harika gidiyor. Bir yandan da Hannibal 3. sezon devama ediyorum.
Ayrıca biraz rahatsızım son zamanlarda, hastane koridorları pek tatlı geliyor sanırım.
Öyle işte, evde öylece oturduğum için yapacak pek bir şeyim yok açıkçası. Kızlarla tatil dönüşü bir hafta Mersin kaçamağı planları falan yapıyoruz. Ama şimdilik sadece planlama aşamasındayız. Benim tatilim böyle sıradan, sıkıcı ve dinlendirici geçiyor. Bütün bir sene yine yerimde durmayacağım için pek şikayetçi değilim açıkçası bundan. Aşağıya tatilimden fotoğraflar koyacağım.
Ama öncesinde sizden bir konuda hassasiyet istiyorum. Bu yaz her güne şehit haberleriyle, gencecik askerlerimizin annelerinin feryatlarıyla uyanıyoruz. Hem de yok yere. Evet blogumun genel izleyici kitlesi bakımından belki elimizden gelen az şey var. Ama en azından şehit ailelerine elimizden geldiğince yardım edebiliriz. Şehit ailelerine bağış için TIKlarsanız sevinirim. (linki blogumun sağ üst köşesinde Atatürk resminin altında da bulabilirsiniz.)
Şimdiden teşekkürler ve herkese iyi tatiller dilerim.
(Bu arada son zamanlarda blogumla ilgili çok geri dönüş aldım. Çok mutlu oluyorum bana yazdığınızda. Lütfen yazmaya devam edin. Sizi çok seviyorum canım izleyicilerim :) )
  














Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Older Posts

S O S Y A L M E D Y A

 Facebook Twitter Instagram Goodreads Pinterest

KİTAP

FİLM

DİZİ

BLOG

TARİF

DIY

NE OKUYORUM?


INSTAGRAM

Bumerang - Yazarkafe

Ziyaretçi Sayısı

Sayaç

Popüler Yazılar

  • Dan Brown - Başlangıç Kitap Yorumu
                                                                                                    Herkese yeniden merhaba! Bugün uzu...
  • Her (Aşk) | Film Yorumu
    "Even if you get home late and I'm already asleep, just whisper in my ear one little thought you had today, 'cause I love ...
  • The Theory of Everything Film Yorumu
                    Uzuun zaman sonra bir film yorumu ile karşınızdayım. Güzel bir film izlemek için bakınırken uzun zamandır izlemek isted...
  • Üniversite hayatı, yurtta kalmak, yurt için alınması gerekenler
    Ailenizden uzak bir şehirde okuyorsanız üniversitenin özellikle ilk yılı size çok zor gelecektir. Çünkü ilk defa kendi ayaklarınızın üzerin...
  • K-drama nedir? - K-drama önerilerim
    Uzun zamandır bir K-drama yazısı yazmak istiyordum. Bugün hazır blog yazmaya üşenmemişken ve yeni diziye başlamışken yazmaya karar ve...
  • İnsan Ne İle Yaşar - Tolstoy | Kitap Yorumu
                                        Konusu Anna Karenina, Savaş ve Barış ve Diriliş gibi büyük eserlerin yazarı, ünlü düşünür Lev N...
  • İzlediğim en güzel, en naif aşk filmleri
    Merhabalaar! Bugün çok sevdiğim naif ve güzel aşk filmlerinden oluşan bir film öneri yazısı yazıyorum size. İlk film tabii ki en sev...
  • Kitap okumaya zaman bul-a-mamak
    Arkadaşlarımdan ve çevremdeki insanlardan en sık duyduğum sorular "Nasıl bu kadar kitap okuyorsun?" "Kitap okumaya nasıl...
  • Fault In Our Stars - Aynı Yıldızın Altında
    Aynı Yıldızın Altında John Green Onüç yaşında, IV. derecede tiroid kanseri konan Hazel, ondört yaşında tıbbi bir mucize ile ciğerlerin...
  • Veganizm - Neden Vegan olmalıyım?
    “ Veganlık hayvanlar alemine dair sömürü ve zulmün tüm biçimlerini dışlamanın ve yaşamı gözetmenin yoludur. Et, balık, kümes hayvanı, y...

Tüm hakları saklıdır @2017 by Irem Karakayis Gooyaabi Templates