IREM | READS

Blogger tarafından desteklenmektedir.


Ailenizden uzak bir şehirde okuyorsanız üniversitenin özellikle ilk yılı size çok zor gelecektir. Çünkü ilk defa kendi ayaklarınızın üzerinde durup kendi sorumluluklarınızı alacaksınız, ilk defa kendi paranızın ve harcamanızın hesabını kendinizin yapmak zorunda olacaksınız. Bunlar kesinlikle kolay olmuyor. Her hareketinizden artık siz sorumlusunuz, hayatla artık baş başasınız. İnsanları gerçekten tanımaya da ilk olarak bu yıllarda başlayacaksınız. Birçok insan girip çıkacak hayatınızdan, kalıcı dostluklar kurmak biraz daha zor olacak. Çünkü artık lisede değilsiniz, üniversitede okurken insanların menfaatleri çoğu zaman dostluklarından ya da değer verdiğiniz şeylerden çok daha önde olacaktır. Bunun sebebi de ayakta durmaya çalışmak. Ama zamanla alışacaksınız ve kime güvenip güvenmeyeceğinizi öğreneceksiniz. Ya da en azından bunlara üzülmeyip yola devam etmeyi. 
Bir diğer zorlayacak şey ise aileden uzakta olmak tabii. Özlem zamanla azalan bişey değil ama deneyimlerime dayanarak zamanla alışılan bişey olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. 
Diğer bir çok şey gibi aslında üniversitenin değil de üniversite yıllarının bir okul olduğunu göreceksiniz. Ama inanın bana o kadar hızlı geçecek ki farkına bile varamadan okul bitiyor olacak. O yüzden olabildiğince çok güzel anı biriktirmeye bakın.

Yurt mu yoksa öğrenci evi mi diye sorarsanız ikisinin de kendine göre avantaj ve dezavantajları olduğunu söyleyebilirim. 
Yurdun dezavantajlarını giriş çıkış saati, kendi yemeklerinizi yapamamanız (bazı özel yurtlarda hobi mutfağı var), bireysel bir alanınız olmaması, tanımadığınız insanlarla aynı odada kalma riski olarak kısaca özetleyebilirim.
Temizlik sorumluluğu, fatura/kira derdi olamaması, yemek yapmaya üşenen ya da sevmeyen insanlarsanız her gün et, tavuk ve sebze olmak üzere birkaç çeşit yemeğinizin hazır olmasını da yurdun avantajları olarak sayabiliriz. Ama hepsinden de güzeli eğer şanslıysanız kız kardeşler edinmek. Arkadaş demiyorum çünkü aynı odayı ve aynı hayatı paylaştığınız kız arkadaşlarınız oluyor yeterince şanslıysanız
Üniversite hayatımdaki dördüncü seneme giriyorum ve henüz yurt dışında bir ev tecrübem olmadı. Yine de en azından ilk sene üniversite ortamına ve şehre alışana kadar yurtta kalmanızı öneririm. Ama eğer ben ailemin evindeki konforumdan vazgeçemem, insanların farklılıklarına anlayış gösteremem, ben sinirli bir insanım düşünmeden insanları kırarım, temizlik algım herkese göre olmayabilir canım istediğinde etrafı toplarım canım istemezse dağınık bırakırım diyorsanız yurtta kalmanızı asla önermem.
Ama ben uyumlu bir insanım zamanla insanlarla aynı ortamı paylaşmaya alışır ve onlarla sorunlarımı konuşarak ve empati kurarak çözebilirim diyorsanız yurtta kalmayı en azından denemenizi öneririm. Eğer üniversitenin başına dönecek olsak ben yine yurtta kalmayı seçerdim. Çünkü gerçekten yurt hayatı bana çok şey kattı. Bi anlamda hayatımı düzene soktu diyebilirim. 
Ben ilk olarak evde kalmayı düşünüyordum fakat biraz geç kaldığım için istediğimiz kriterlerde bir ev bulamadık. Emlakçı da bir tanıdığımızın yakını olduğu için bildiği bir özel yurda yönlendirdi bizi. Daha sonrasında ben yaklaşık dört ay o yurtta kaldım ve yönetimden kaynaklı sorunlar nedeniyle yurttan ayrıldım. Sonrasında dönem bitene kadar bir ay polis evinde kaldım ve ikinci dönem devlet yurdunun misafirhanesine geçtim. Yıl bitmeden asilim diğer devlet yurduna çıktı ve bir sonraki sene de yarı özel yurt için dilekçe verdim ve o zamandan beri yarı özel yurtta kalıyorum. 
Her devlet ve özel yurt farklı fakat ben eğer yurtta kalacaksanız devletin yarı özel yurdunda kalmanızı tavsiye ederim. Çünkü özel yurtlardan çok daha iyi standartlarda ve çok daha uygun fiyatta oluyor.
Yurda ilk defa gelecekler için alınması gerekenler ise şöyle:
1-Açık ve kapalı terlik (Duşu ortak kullanıyorsanız açık terlik giymek isteyebilirsiniz.)
2-Bornoz, baş havlusu, yüz havlusu (Bornoz kullanmak özellikle ortak duş kullanımında banyoya gidip gelirken daha rahat olacaktır.)
3-Tuvalet kağıdı (Çoğu yurtta bu gibi temizlik malzemelerini kendiniz temin etmeniz gerekiyor.)
4-Sıvı sabun (Bazı yurtlarda olmayabiliyor.)
5-Deterjan (Özel yurtların bazılarında var fakat hiçbir devlet yurdunda yok.)
6-Tarak
7-Islak mendil
8-Su ısıtıcı/ Kettle (Bazı yurtlarda almıyorlar içeri fakat gizlice sokmayı deneyin, çok lazım oluyor.)
9-Seyehat boy ütü (Yurtta her blokta bir adet ütü oluyor. Beklememek için almanızda fayda var.)
10-Yastık kılıfı, çarşaf (Her defasında nevresim değiştirme gününü beklemek yerine en azından kendi çarşaf ve yastık kılıfınızı alıp yıkayabilirsiniz. Nevresimin tek tip olması gerektiği için kendi nevresiminizi kullanmanız çoğunlukla yasak.)
11-Üçlü priz (En çok ihtiyacınız olacak şeyler arasında.)
12-Kupa, tabak, kase vb. (Kupa haricinde diğerlerini yurdun yemekhanesinden de alabilirsiniz ama ben şahsi eşyalarınızı kullanırsanız daha iyi olacağını düşünüyorum.)
13-Dolap ya da çekmece organizatörü (Çok fazla ıvır zıvırınız yoksa almasanız da olur fakat hayat kurtarıcı olabiliyor.)
14-Kıyafet askısı
15-Saç kurutma makinesi

Benim yurtla ve üniversite hayatı ile ilgi söyleyeceklerim şimdilik bu kadar. Siz de eğer yurt hayatı ile ilgili ya da yurtta yanınıza almanız gerekenlerle ilgili eklemek istedikleriniz varsa yorum olarak bırakırsanız sevinirim.

Dipnot: Age of Youth adlı yurt hayatını anlatan kore dizisinden 2016 favorilerim yazımda bahsetmiştim. Hazır ikinci sezonu da geliyorken izlemenizi tavsiye ederim.
Share
Tweet
Pin
Share
4 yorum
                      
                               

İnsanlarla ilk tanıştığımızda, onlara kendimizden bahsederken yalnızca iyi yanlarımızdan, sevdiğimiz şeylerden bahsetmek ne kadar doğru? Onlara en sevdiğimiz filmi anlatırız, ıslak çimlere basmaktan ne kadar keyif aldığımızı, hangi şarkıyı dinlerken huzur bulduğumuzu, hangi kitaptaki en sevdiğimiz karakterin tüm cümlelerini ezbere bildiğimizi anlatırız. Ya da onlara ne kadar kibar olduğumuzu, ne kadar dürüst ne kadar güvenilir olduğumuzu anlatırız. Ama onlara hiç hatalarımızdan, yaralarımızdan bahsetmeyiz başta. Nelere tahammül edemediğimizi, nelerin güvenimizi sarstığını, neyin yara verdiğini anlatmayız. Çünkü bu meseleler yeni tanıştığın birine anlatılacak şeyler değildir.

Düşündüm de, insanlarla tanışıp onlara kendimizi tanıtırken kendimizi bi nevi pazarlıyoruz. Yani diyoruz ki ben bunu seviyorum ben şunu seviyorum. ben şöyle iyi ve böyle harikayım. Henüz hiç ben güvenilmez biriyim diyen ya da ben bir korkağım diyen birini görmedim. Belki birkaç kötü özellikten bahsedildiğinde de bunları göz ardı ediyoruz. Zaman ilerledikçe başta bahsedilmeyen ya da göz ardı edilen her şey birer problem olup büyüyor. 

Aslında sorun bence kendimizi sadece iyi yönlerimizle insanlara sevdirmeye çalışmamız. Olduğumuz gibi kabullenilmek mi istiyoruz? Birinin bizi değiştirebileceğini görmek mi? Yoksa sadece olmamızı istedikleri gibi mi? 

İşin sonunda ne olursa olsun bildiğim bir şey var. Sizi sevecek insanlar, ya da seven insanlar kendinizi pazarladığınız iyi yönleriniz için sevmiyor. Belki tek bir olaya verdiğiniz tepki, belki yanınızda huzur bulmaları, belki de onları anlamanız yetiyor. Bu yüzden insanlarla tanışırken iyi yönlerinizi değil her şeyinizle kendinizi göstermekten korkmayın. Bırakın sizi seven insan olduğunuz gibi sevsin. Kendinizken ve mutluyken her şey daha kolay çünkü.

Bu sıralar en çok dinlediğim şarkıyı sizlerle paylaşıp şimdilik gidiyorum.


Share
Tweet
Pin
Share
4 yorum

Henüz 20 yaşında olduğumu söylemeye dilim alışmamışken geçtiğimiz günlerde 21 yaşına girdim. Bana sorsanız hala kitaplardaki karakterlerin gerçek olduğuna inanan, bir gün Hogwards'a kabul edileceğini sanan gözü açılmamış bir kız çocuğuyum derim hâlâ orası ayrı.
21 yılda ne öğrendim bilemem de, ben son üç yılda çok şey öğrendim. Son üç yıl derken üniversite hayatımdan bahsediyorum. Üniversitenin kendisinden ya da derslerden öğrendiklerim değil bunlar. İnsanlardan ve hayattan öğrendiklerim. 18 yaşında hiç bilmediğim bir şehre ailemden ayrı yaşamaya gelirken pek gözükaraydım. Her şeye göğüs gererim, yeter ki artık kendi ayaklarım üzerinde durayım diyordum. Yıllarca hayali ile büyümüştüm öğrenci hayatının ve işte şimdi kavuştum diyordum. Nitekim herkes gibi ben de ailemden ayrıldıktan bikaç hafta sonra gördüm anyayı konyayı. Hele de benim gibi dış dünyadaki zorluklara kapı kapayıp köşenizde kitaplardaki hayatları yaşadıysanız yandınız!
Neler yaşadım neler bu üç yılda. Ne dostluklar edindim ne arkadaşlar kaybettim. Hatalar yaptım, dersler aldım. Farklı işlerde çalıştım, kendi kendime para da kazandım. Bu üç yıl bana neler öğretmedi ki! Bazen üzüldüm, bazen sevindim. Hiç tanımadığım insanlarla aynı odayı paylaştım, aynı yemekten yedik, birbirimizin derdine, sevincine ortak olduk. Yeri geldi tartıştık, sorunlar yaşadık. Her zaman ya da herkesle sonu tatlıya bağlanmadı belki ama hep güzel derslerle devam ettik yolumuza.
Bu yirmi bir yılda öğrendiklerimi anımsayıp gülüyorum. Biliyorum, bundan yalnızca bikaç sene sonra "bundan üç yıl önce ben gözü açılmamış bir kız çocuğuydum" diyeceğim. 
Yolun neresindeyim bilmem. Ama yolun her zaman dümdüz olmadığını biliyorum. Bu yol engebeli ve birçok dönüş var. Hangisinden dönersem o yolun başında olacağım. 
Share
Tweet
Pin
Share
1 yorum

Herkese yenideeen merhabaaa!
Bu yazıyı sonunda  (!) yeni bilgisayarımdan yazıyorum. Bu da demek oluyor ki artık bolca yazı paylaşabileceğim. 
Biriken kitap ve film yorumlarından önce bir favoriler yazısı yazmak istedim. Umarım en yakın zamanda boool bool yorum yazısı da yazabilirim çünkü bir sürü güzel kitap okudum, ayrıca son zamanlarda sinemadan çıkmaz oldum vizyona giren harika filmler sayesinde. Ama şimdi bir an önce favorilere geçmek istiyorum.

Kitap

Tabii ki ilk kitabın bir Coelho kitabı olduğuna şaşırmamışsınızdır. Coelho sonunda (!) yeni bir kitabı bizlerle buluşturdu. Öncesinde kitabın çıkacağından haberi bile olmayan ben kitabı D&R raflarında görünce nasıl sevindim anlatamam. Bilen bilir, en sevdiğim yazardır kendileri. Her kitabını heyecanla alır hemen okurum. 
Kitaba gelecek olursak bu kitap diğer Coelho kitaplarından oldukça farklı bir anlatıma, konuya ve içeriğe sahip. En ilginç tarafı da yaşanmış bir olayı anlatması. Kitapla ilgili yorumlarımı daha sonra ayrıntılı bir yazı ile anlatacağım fakat biyografimsi, akıcı ve bence oldukça ince bir kitap. Belki beklentilerinizi karşılamayabilir yani.
Yine de Coelho sevenlerin kitabı şimdiden okuduğuna şüphem yok .

Film


Bu film bence Marvel'ın açık ara son zamanlardaki en iyi filmi olmuş. Yo, hayır kesinlikle abartmıyorum. Öncelikle benim şimdiye kadar en sevdiğim iki dizi Hannibal ve Sherlock oldu. Filmin baş rollerinde ise Benedict Cumberbatch ve Mads Mikkelsen oynuyor. Yani benim zaten bu filmi sevmemek gibi bir ihtimalim yoktu açıkçası. Yine de yer yer Marvel dokunuşları olsa da filmde artık görmekten sıkıldığımız klasik Marvel senaryosu yoktu. Oldukça özgün ve  sürükleyici bir filmdi. Öyle ki ilk yarı bittiğinde "Nasıl ya? Ne ara bu kadar zaman geçti?" dedim. Film hala vizyondayken bu yazıyı yazmam çok iyi oldu aslında. Bence hala aranızda izlemeyenler ya da kararsız olanlar varsa bu filmi mutlaka izlemelisiniz.

Dizi

Son zamanlarda pek fazla dizi izlemeye vaktim olmadı açıkçası hem üçüncü sınıf olmam hem de aynı zamanda çalışıyor olmamdan dolayı. O yüzden bir tek bu diziyi izledim diyebilirim. Dizi bir Stephen King romanından uyarlama. Ki zaten bu ayrıntı bile diziyi merak edip izlemek için can atmaya yeterli bir sebep bence. J.F. Kennedy 'nin ölümü konu alınmış.Dizinin en kötü tarafı ise maalesef dizi 8 bölüm.  Yani aslında 8 saatlik bir film gözüyle de bakabilirsiniz bu filme. Çünkü sıradan bir televizyon dizisinden çok daha kaliteli bir yapım olmuş. Özellikle finali ile gerçekten beni kendisine hayran bırakmayı ve "Keşke hiç bitmeseydi." dedirtmeyi başardı. İzlemenizi mutlaka öneriyorum.

Telefon Uygulamaları

Son zamanlarda kullandığım en yararlı uygulama Starbucks Türkiye uygulaması oldu. Uygulamaya Starbucks kartınızı ekleyebilir ya da uygulamadan bir Starbucks kartı oluşturabilirsiniz. Kartınıza uygulama üzerinden kart ile yükleme yapmak da mümkün, ürünlere göz atmakta. Ama en yararlı kısmı Starbucks kartınızla aldığınız içeceklerden yıldız kazanmanız ve bu yıldızlar 15 yıldız olduğunda bir tall boy içeceği ücretsiz alabilmeniz. Üstelik ilk yüklemede bir tall boy içecek yine ücretsiz olarak veriliyor. Eğer Starbucks'da çok zaman geçiren biriyseniz işinize çok yarayacak bir uygulama.

Müzik

1-Gorgon City - Imagination ft. Katy Menditta
2- Haux - Homegrown (Mahama Bootleg)
3-.Red Hot Chilli Peppers - Otherside (Felix Zuppe Remix)
4-Alice On The Roof - Mystery Light (Curtis Alto Remix)
5-Duke Dumont - Ocean Drive

Bir sonraki yazıda görüşmek üzereee!
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Herkese uzuuun bir aradan sonra merhabalar!
Blog yazmayalı o kadar uzun zaman olmuş ki sanki ilk yazımı yazarmış gibi heyecanla yazıyorum bu yazıyı. Blog yazamamamın sebebi hala bilgisayar sorunu yaşamam. Elbette bu blog yazmadığım uzun süre içinde boool bol kitap okuyacak bol bol dizi film izleyecek vaktim oldu. Hayatımda bir çok değişiklik de oldu. Umarım en yakın zamanda eskisi gibi blog yazabilirim ve her şeyi anlatabilirim size :)


Kitap Özeti

Uçurtma Avcısı, Afganistan’da yaşanan savaş ve göç üzerine kurgulanmıştır. Annesini kaybeden, babası tarafından hiçbir şekilde sevilmeyen Emir’in hikayesi anlatılmaktadır. Ayrıca çocukluk arkadaşı olan Hasan’a olan ihaneti peşini bırakmamaktadır.
Emir ve Hasan, Kabil'de monarşinin son yıllarında birlikte büyüyen iki çocuk... Aynı evde büyüyüp, aynı sütanneyi paylaşmalarına rağmen Emir'le Hasan'ın dünyaları arasında uçurumlar vardır: Emir, ünlü ve zengin bir işadamının, Hasan ise onun hizmetkârının oğludur. Üstelik Hasan, orada pek sevilmeyen bir etnik azınlığa, Hazaralara mensuptur.
Çocukların birbirleriyle kesişen yaşamları ve kaderleri, çevrelerindeki dünyanın trajedisini yansıtır. Sovyetler işgali sırasında Emir ve babası ülkeyi terk edip California'ya giderler. Emir böylece geçmişinden kaçtığını düşünür. Her şeye rağmen arkasında bıraktığı Hasan'ın hatırasından kopamaz.
Uçurtma Avcısı arkadaşlık, ihanet ve sadakatin bedeline ilişkin bir roman. Babalar ve oğullar, babaların oğullarına etkileri, sevgileri, fedakârlıkları ve yalanları... Daha önce hiçbir romanda anlatılmamış bir tarihin perde arkasını yansıtan Uçurtma Avcısı, zengin bir kültüre ve güzelliğe sahip toprakların yok edilişini aşama aşama gözler önüne seriyor.
Uçurtma Avcısı'nda anlatılan olağanüstü bir dostluk. Bir insanın diğerini ne kadar sevebileceğinin su gibi akıp giden öyküsü...

Alıntılar

"...Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir. Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun." 

Dudağının bir kıyısı hafifçe kıvrılmıştı.Bir tebessüm.Orantısız.Çarpık.Varla yok arası.Ama orada."Uçurtmayı senin için yakalamamı ister misin?" Başını evet anlamında salladığını gördüm."Senin için bin tane olsa yakalarım"... 
Yalnızca bir gülümsemeydi, hepsi bu. Her şey düzelmiş değildi. Hiçbir şeyi düzeltmemişti. Belli belirsiz bir tebessüm. Minicik bir şey. Ormandaki bir yaprak; ansızın havalanan bir kuşun kıpırdattığı bir yaprak.Ama kollarımı ardına kadar açıp onu kucaklayacağım. Bağrıma basacağım. Çünkü bahar gelince, karların tek tek, tane tane eridiğini biliyorum; belki de ilk kar tanesinin eriyişine tanık oldum.

Şöyle dedi: 'Çok korkuyorum.' 'Neden,' diye sordum. 'Öyle mutluyum ki, Doktor Resul. Böylesine büyük, müthiş bir mutluluk, insanı korkutuyor.' Yine nedenini sordum, şöyle dedi: 'Senin bu kadar mutlu olmana, ancak senden bir şey almaya hazırlandıkları zaman izin verirler.'

Gökyüzü kesintisiz, mavidir; karın beyazlığı gözlerimi yakar. Taze karı avuçlar, ağzıma atarım; bir tek kargaların tiz çığlıklarıyla delinen, yoğun sessizliği dinlerim.

'Vicdanı olmayan, iyiliği bilmeyen bir insan acı çekemez...'

“Annem elmaların olgunlaşmasını bekleseydin, hastalanmazdın dedi. Şimdi, ne zaman bir şeyi çok istesem, annemin elmalar için söylediği şeyi anımsıyorum.”

Odamda tek başıma olmayı diledim ;kitaplarımla baş başa, bu insanlardan uzakta

Kitap Yorumu

Bugün uzuuuuun zamandır okumak istediğim bir kitabın yazısını yazıyorum. Uçurtma Avcısı'nı sürekli duyuyordum ve sürekli bir sonraki kitap alışverişine erteliyordum ve her seferinde unutuyordum. Son D&R alışverişimde indirimdeki kitaplarda görünce hemen kapıverdim tabii.Şunu belirtmeliyim ki bunca zamandır bu kitabı okumayı ertelemekle büyük hata etmişim! Okurken bazen ağladım, bazen kızdım, bazen mutluluk göz yaşları döktüm, bazen karakterlerle inanılmaz bir bağ kurdum ve okuduğum en güzel kitaplardan biri oldu.Eğer siz de benim gibi dram okumaya bayılıyorsanız bu kitap tam size göre. Salya sümük ağlama garantisi veriyorum size. Yalnız dram dediysem de öyle sıradan duygu sömürüsü olan kurgulardan biri değil bu kitap. Yazarın harika anlatımı ile hayatın içinden bir hikaye anlatıyor sizlere.Benim kitabı bu kadar sevmem sanırım biraz da olayın ezilen tarafın bakış açısıyla kurgulanmamış olması.Olaylar Emir'in gözünden anlatılıyor ve siz kitabın belki de yüzde doksanında Emir'e korkunç bir öfke duyuyorsunuz.Arkadaşlık ve kardeşlik tanımını size bir kez daha sorgulatacak, sorgulatırken de kendinizi eleştirme imkanı sunabilecek bir kitap.Kitabın bir güzel yanı da Afganistan'daki hayatı size olabilecek en gerçekçi haliyle sunabilmesiydi. Ayrıca hizmetli - ağa arasındaki o bitmek bilmez ayrımı da yine harika anlatmıştı.Yazarın dili oldukça yalın, kitap nasıl bitti anlamadım bile. Demem o ki gerçekçi dram seviyorsanız bu kitabı mutlaka okumalısınız.Yazarın Bin Muhteşem Güneş ve Ve Dağlar Yankılandı isimli iki ünlü romanı daha var. En kısa sürede onları da okumayı düşünüyorum.Bir sonraki yazımda -umarım en kısa zaman sonra- görüşmek üzere, iyi okumalaar!!!
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Herkese merhaba! Blogun adını aklında tutamayan ve şablonu biraz karışık bulanlar vardı. Bu yüzden birkaç değişiklik yaptım. Daha uzun zaman ayırabileceğim bir zamana kadar yeni şablonumuz bu! Yeni blog adını ve şablonu nasıl buldunuz?
Share
Tweet
Pin
Share
No yorum
Older Posts

S O S Y A L M E D Y A

 Facebook Twitter Instagram Goodreads Pinterest

KİTAP

FİLM

DİZİ

BLOG

TARİF

DIY

NE OKUYORUM?


INSTAGRAM

Bumerang - Yazarkafe

Ziyaretçi Sayısı

Sayaç

Popüler Yazılar

  • Dan Brown - Başlangıç Kitap Yorumu
                                                                                                    Herkese yeniden merhaba! Bugün uzu...
  • Her (Aşk) | Film Yorumu
    "Even if you get home late and I'm already asleep, just whisper in my ear one little thought you had today, 'cause I love ...
  • The Theory of Everything Film Yorumu
                    Uzuun zaman sonra bir film yorumu ile karşınızdayım. Güzel bir film izlemek için bakınırken uzun zamandır izlemek isted...
  • Üniversite hayatı, yurtta kalmak, yurt için alınması gerekenler
    Ailenizden uzak bir şehirde okuyorsanız üniversitenin özellikle ilk yılı size çok zor gelecektir. Çünkü ilk defa kendi ayaklarınızın üzerin...
  • K-drama nedir? - K-drama önerilerim
    Uzun zamandır bir K-drama yazısı yazmak istiyordum. Bugün hazır blog yazmaya üşenmemişken ve yeni diziye başlamışken yazmaya karar ve...
  • İnsan Ne İle Yaşar - Tolstoy | Kitap Yorumu
                                        Konusu Anna Karenina, Savaş ve Barış ve Diriliş gibi büyük eserlerin yazarı, ünlü düşünür Lev N...
  • İzlediğim en güzel, en naif aşk filmleri
    Merhabalaar! Bugün çok sevdiğim naif ve güzel aşk filmlerinden oluşan bir film öneri yazısı yazıyorum size. İlk film tabii ki en sev...
  • Kitap okumaya zaman bul-a-mamak
    Arkadaşlarımdan ve çevremdeki insanlardan en sık duyduğum sorular "Nasıl bu kadar kitap okuyorsun?" "Kitap okumaya nasıl...
  • Fault In Our Stars - Aynı Yıldızın Altında
    Aynı Yıldızın Altında John Green Onüç yaşında, IV. derecede tiroid kanseri konan Hazel, ondört yaşında tıbbi bir mucize ile ciğerlerin...
  • Veganizm - Neden Vegan olmalıyım?
    “ Veganlık hayvanlar alemine dair sömürü ve zulmün tüm biçimlerini dışlamanın ve yaşamı gözetmenin yoludur. Et, balık, kümes hayvanı, y...

Tüm hakları saklıdır @2017 by Irem Karakayis Gooyaabi Templates