Hafta sonu film önerileri

Film yorumu yapmayalı epeyce bir zaman olmuş. Hazır ben de günümü odamda geçirmeye karar vermişken bu hafta sonu için yorum olmasa da en azından hafta sonu film önerisi listesi yapayım dedim.
Bu hafta sonu izleyebileceğiniz üç film paylaşıyorum sizlerle. Umarım beğenirsiniz :)

 1- Jeune et Jolie

Isabelle yaşıtları ve arkadaşlarından farklı olmayan, onlar gibi okul ve ev arasında sıradan bir hayat sürdüren onyedi yaşındaki bir genç kızdır. Annesi ve üvey babasıyla birlikte yaşadığı aile hayatında dile getirmediği sorunlarla ve çelişkiler yaşayan Isabelle, bu rutinlerden ve sıkıntılardan kurtulmanın yolunu önemsizce verdiği bir kararda bulur. Isabelle, ihtiyacı olmadığı halde, para karşılığında kendinden yaşça büyük adamlarla birlikte olmaya başlar. Başlarda önemsiz bir macera gibi görünen ancak zamanla vazgeçemediği bir takıntıya dönüşen bu durum, genç kızın cinselliği keşfetme ve hayatını bu şehvet üzerine kurmaya başlamasına neden olur.Fronçois Ozon imzalı Dans la maison'un hemen ardından izleyiciyle buluşan bu Ozon filminin başrollerinde ise genç yetenek Marine Vacth, Géraldine Pailhas ve Frédéric Pierrot bulunuyor.
(kaynak:beyazperde.com) 

2-Je vais bien, ne t'en fais pas



Lili, İspanya tatilinden döndüğünde, her şeyden çok sevdiği ikiz erkek kardeşinin babası ile tartışmasından sonra evi terk ettiğini öğrenir. Kardeşine ulaşmak için bıraktığı mesajların yanıtsız kalması, ailesinin bu olayı hafife alması ve babasının umursamaz tavırları ile bir çıkmaza giren Lili, kardeşinin iyi durumda olmadığını düşünmeye başladıkça umutsuzluğa kapılır. 

Günden güne içerlediği bu kopukluk ile renksiz bir hayalete benzeyen Lili, beklenmedik bir anda kardeşinden gelen kartpostallar sayesinde depresyonun eşiğinden döner. 

Philippe Lioret’in, 2006 yılında yönettiği bu filminde “iyi sinema” için samimiyet dışında çok da fazla bir şeye gerek olmadığını kanıtlamıştır. 

Ortasından geçeceğiniz her sokakta, evvelinde bulunmadığınız her mekanda hatırlayacağınız bu film, oyuncularından Lea’nın Elise’ye verdiği hediye misali gösterişsiz bir kağıtla sarılmış paketin içinden çıkan pahalı bir hediye gibi seyircisini memnun ediyor. 


3-Renoir

1915 yılında Cote d'Azur bölgesindeyiz. Burada yaşamakta olan ünlü ressam Auguste Renoir karısının ölümüyle acılara teslim olmuştur. Hayatı beklentisiz bir şekilde sadece yaşamak için yaşamakta olan ünlü ressam, Andree isimli güzeller güzeli bir genç kadının hayatına girmesiyle yeni bir mucizeye tanık olur. Gençliğinin en güzel döneminde olan Andrée, ressamın yeni modeli olur ve ona sadece sanat anlamında değil hayati olarak da ilham ve enerji aşılamaya başlar. Tam da bu sırada savaşın sürmekte olduğu sınır cephesinde yaralanan oğlu Jean, babasının yanına, aile evine geri döner. Karşılaştığı şey karşısında büyülenmesi çok zaman almaz. Andrée, genç Renoir'yı da kendine hayran bırakmıştır. Bu, ünlü Fransız yönetmen Jean Renoir'nın sinemaya atılma hikayesinin başladığı yerdir.






Beğenebileceğiniz Diğer Yazılar

0 yorum

Yorumlarınız benim için çok değerli, şimdiden teşekkürler!